Hüsran ve Minik Kuş

. Gün – HÜSRAN VE MİNİK KUŞ

Seni büyütenlerle bu dünyada varsın çocuk. Öyle ya da böyle senin bu hayatı öğrenmenden mesuller bu büyükler. Yemeyi içmeyi, yürümeyi, giyinmeyi, ilişkileri, kendini korumayı öğrensin, aç açıkta kalmasın, yol yordam bilsin dışlanmasın, canı çok yanmasın niyetiyle türlü çeşitli davranıyorlar. Türlü çeşitli diyorum çünkü her büyük de bu hayatı başka büyüklerin fikirlerinden ve onların büyükleri için önemli olan açılardan öğrendi. Senin büyüğün bu tonlarca öğrenmenin birkaç kilosunu belki kendine göre ayarladı uyarladı ve sonra elindekilerin hepsini sana hayatı öğretmek için kullanmaya koyuldu.

Benim büyüklerimin hayat bilgileri benim o dönemki ihtiyaçlarıma karşı gelemezdi, gelmedi. Onlar için önemli öncelikli şeyler göçebe zeminlerden geldikleri için daha korumaya kollamaya, hayatta kalmaya, dışarıda değil içeride kalmaya yönelik şeyler oldu hep.  Benim neşeme, şarkıma, dansıma karşılık onların disiplin’i, başarı’sı, kabul görme’si. Belli bir oranda her çocuk kendi ihtiyacında kalmayı dener ve eninde sonunda bu ihtiyaçlardan birinde birkaçında ya da hepsinde bir duvara toslar: ‘hiçbir çocuk kendi başına hayatta kalamaz’. Hepimiz hayatta kalmak için büyüğün varlığına muhtacız. İlişkiyi kaybetmemek için onlara yaklaşır, onlara daha yakın yerde uzlaşırız. Kendimizden arpa boylarınca uzaklaşırız.

Büyüklerle ilişkide ikinci bir zorluk da şudur: Herkesin diğerine hayat konusunda rehberlik ederken farklı bir tarzı var ve bu tarz bazen o diğerine uymaz. Kimileri cesaretlendirerek rehberlik eder, kimileri tane tane anlatarak ya da akıl fikir vererek, kimileri çocuk kendi keşfetsin diye çok serbest bırakarak, kimileri kızarak cezalandırarak, kimileri ayıplayarak utandırarak. Kimileriyse hiç rehberlik etmez. Çocukça bir ihtiyacınız hasıl olduğunda onun peşinden giderken hangi tarzla karşılaştığınız, bu tarzın duruma ya da sizin mizacınıza uyup uymaması önemlidir. Herhangi bir uyumsuzluk olursa korkar utanır kızar ya da üzülürüz. Büyük bu duygunun farkına varmaz, duyguyu ele almaz ve uyumsuz rehberliğini tekrar tekrar tekrar ederse o zaman biz de daha fazla bu duygularla bir başımıza kalmak istemez ve geri çekiliriz. Peyderpey.

Benim ihtiyacım-uyumsuz rehberlik-yalnız duygu yeterince kez el ele verdiğinde başka bir fikir gelişmeye başlar içimizde. Kimininki görünmezim, kimininki duyulmazım, kimininki ben hiçbir yere ait değilim, kimininki başarısızım, kimininki beğenilmiyorum, kimininki sevilmiyorum, kim bilir sizinki ne. İşte bu ihtiyaca gidememenin hayal kırıklığı ve hüznüyle gelişmeye başlayan fikir artık bir yaşam amacına dönüşmeye hazırdır. Yüreğinizi siz anlayana kadar pır pır çarptıracak minik bir kuştur.

Yarın bu konuya biraz da üzülüp kozaya gireceğiz. O koza ki öyle rahat, öyle güzel..


Comments

Popular posts from this blog

İlmek İlmek Koza