Bırakmanın Gizemleri Gün 2
"Antonio Banderas, çevir oğlum!"

27 Aralık 2022 Salı



Ancak doyum olunca geri çekilebiliriz dedik mi, dedik. Ve fakat bu hep tatlı güzel şeyler için geçerli. En sevdiğim yemeği yedim, gençliğimi yaşadım, tatilden dönmeye karar verdim, hepsinde ihtiyacım olana doyarım, geri çekilirim ve geriye çoğunlukla memnuniyet kalır. Bazı geri çekilmeler ise nahoş deneyimlerdendir. Acıya, hep aç hep eli boş olmaya, korkuya, gerginliğe, durağanlığa, adını siz koyun neyse o, ona doyarak geri çekilmemiz icap eder. Bu güzelliklere doyup vedalaşmaktan çok daha zordur çünkü kimsenin güzel şeylerle bir alıp veremediği yoktur. (Bağımlıkları dışarıda bırakıyorum, kaldı ki oradaki geri çekilme de zevke doymakla değil, zevk olmadığında kişinin hissetmek durumunda kalacağı utanç ya da kaygı ile ilgilidir.)
Daha ileri gitmeden şu videoyu bir izleyin.
https://youtu.be/LOkHYD8T8_0

Acıyla, aç olmakla, üzülüp korkup utanıp yalnız kalmakla, gerilimle veya öfkeyle ise hepimizin yarım kalmış işleri vardır.  Ne diyor videodaki genç arkadaşım: küfretmeden izleyin, sonra gidip küfrederek izleyeceğimiz bir duruma sokuyor kendini. İstediği değeri bir türlü göremediği bir ortamda büyüyen senin benim o değeri eninde sonunda almak için gene değer görmeyeceğimiz yerlere göz göre göre girmemiz gibi. İstediğimi alamamak canıma tak etmeden ve istediğimi nasıl / ne yaparak alamadığımı pırıl pırıl görmeden vedalaşıp gitsem aynısının lacivertine bir kere daha kendimi sokacağım garantidir. Gitmeden önce bir daha girmemek üzere her şeyi halletsem iyidir.
 
Kendini anlamak, daha farklısını yapmak için önemli. Ancak yeterli değil. Başka bir açıdan daha bakalım. Banderas’ın döndürdüğü dünyada korkudan altına yapacak halde olan, çığlık çığlığa bağıran, elleri kopacak gibi acıyan ve ayağının altında basacak zemini olmayan canım kardeşimin oraya erkence veda etmesini ister misiniz? Fezaya savrulup gitmesini, zarar görmesini ya da yaşamını yitirmesini? Ben hiç istemem. Ne mutlu ki o da bunu yapmayı uygun bulmamış. Kendini güvende hissetmeden bırakmıyor. Aferin ona. Anlayıp kendimizi güvenliğe almadan da gitmemek iyi bir şeydir. Tam tersini söyleyecek olursam, bırakabilmek için önce kendimi koruyabilmeyi becermem ve bundan sonra da koruyabileceğime güvenmem gerekir.
 
Buraya kadarki hikayede gitmem gerektiğini biliyorum. Bana iyi gelenlerin tadını çıkararak, iyi gelmeyenlerden de usanarak o bulunduğum yere doyuyorum. Geçmişten getirdiğim tamamlanmamış işlerimi bitiriyorum. Kararım olgunlaşınca harekete geçip gerçekleştiriyorum. Bazı bırakmalarsa bunlara hiç benzemez. Mecburidir. Videoda Banderas'ın “bıraktım" dediği yerde arkadaşımın "e ben hala dönüyorum..” dediği gibi, seçemeyiz, yine de olurlar. Hayat karşınıza öyle koşullarla gelir ki evinizi işinizi sevdiklerinizi bir daha görmemek üzere uğurlarsınız. Böyle zamanlarda, yani kendinizi koruma, anlama ve vedalaşma şansınız olmadığında bu karşılaşmaları hayalimizde gerçekleştiririz. O bitişi nasıl yapmayı tercih edersek öyle, karşıdakinin ne söylemesi uygunsa söyleterek, içimizde kalanları ona söyleyerek, olana yeni bir anlam vererek tüm tarafların baktığı yerden bakıp görmediklerimizi görerek bu ani bitişi kabullenir, zaten gideni bırakırız. Çalışan bir yöntemdir ancak insan bunu tek başına yapmak istemeyebilir, o zaman da hemen bir terapist, can bir terapist, güzel eşlik, bolca kapsanma, sakinleşme, bırakma.
 
Demek ki neymiş, veda bizim dışımızda gerçekleşmemişse, tutunduğumuz çarka bile isteye tutunma, dönme, dönmekten zevk alma, hızdan duramamaktan korkma, istediğimiz kadar deneme, usanma hakkına sahip çıkılacak, bırakılacak olana böyle doyulacak. Artık çekinmeden söyleyebilirsiniz: Antonio Banderas, çevir oğlum!

Comments

Popular posts from this blog

Hüsran ve Minik Kuş

İlmek İlmek Koza