Çocuk

 İlkini 2022 Aralıkta gerçekleştirdiğimiz mektuplaşmamız iki yıl aradan sonra devam ediyor. Mektup bienali olsun mu adı : ) Oldu bitti. Bienalin bu ayağının konusu KOZA.. Size 5 gün boyunca, hayallerimizi, bizi biz yapan şeyleri, hayal kırıklıklarını, içe kapanmaları, bitmek tükenmek bilmeyen uykuları, uyanışları, yeni heyecanlara dönüşen korkuları, kendini gerçekleştirmeleri yazacağım.

Siz bu 5 gün içinde bir ara şu filmi izleyin:

 

 

 

1.Gün – ÇOCUK

Merakı neşesi içinde doğan çocuk. Kendi içini bilen, okuyabilen, içinden geldiği gibi yapan çocuk. Çevresini araştıran, istediğini almak için her yolu deneyen olmayan yolu yaratan çocuk. Ful paket. Hepimiz böyle doğduk. Yaşamaya hazır. Heyecanı burnunda. O heyecan ki yeni şeyleri araştırmayı, her yeni deneyimle kendimizi görmeyi, kendimizle tanışmayı sağladı. Ben orayı en çok bana anlatılanlardan ve o günlerden bugüne kalan ipuçlarından bilirim. Hatırlamamayı seçmişim, nedenleri yarının konusu. Benimkileri yazıyorum, herkes kendininkini hatırlasın, kaydı yoksa sorsun araştırsın.

Evi karıştırırken bulduklarıma bakıyorum. Bir mektup var 3.5 yaşında yazdığım. Yukarıdan başladığım satır aşağıda aşağıdan başladığım yukarıda bitiyor ancak cümleler düzgün anlaşılır. Annemden ve babamdan işten gelirken bana getirmelerini istediğim şeyler listesi yapmışım. Gelsinler de beraber yiyip içelim de oynayalım diye. Kendimin farkındayım, hangisinin huyu suyu ne bana ne sağlayabilirler farkındayım, nasıl yazarsam dikkatlerini çekerim biliyorum. Nefis.

Bir mektup daha var teyzem İstanbul’a yerleştiğinde ona yollamak üzere yazmışım. Yaşım 8. O aralar yüzmeye gittiğimi, yüzmeyi sevdiğimi ama ölçülmekten hoşlanmadığımı, antrenörün sürekli zaman tuttuğunu, bunun beni endişelendirdiğini, teyzem gittiğinden beri bende ve kardeşimde olan değişiklikleri, evdeki hallere dair gözlemlerimi çıkarımlarımı bir bir sıralamışım. Resmen berrak bir görüşüm var. Nefis ötesi.

Sonra anlatılanlar var. Şarkı söylüyorum ben. Leyla bir özge candır, kara gözlü ceylandır filan söylediğim şarkılar da. Edalıymışım. Müziğim var. Dans ediyorum düğünlerde, o söyleniyor. Bedenim ifadeye açık belli ki. Spiker oluyorum her fırsatta. Mikrofondan memlekete bir şeyler anlatıyorum habire. Hatırlamıyorum. Hatırladığım tek bir his var ama. ‘Biliyorum’ ben. Kendimi, iyi olacağımı her şeyin olacağını biliyorum. Olduğum hale tarif edemediğim bir güven var içimde. Gelip geçici olduğunu biliyorum.

Tuhaf bir sakinlik, içimde, üzerimde. Zaman geçti, bana anlatılanlar silindi gitti hafızamdan da bu his hep tanıdık kaldı. Bazen bu hissi kaybeder gibi olduysam da çabuk geldi.

Peki, hiç ellenmese sonsuza kadar sürecek bu spontan bu neşeli meraklı hallerim aşağı yukarı ilkokuldan sonra nasıl gitgide silikleşti de ta otuzlarıma kadar geri gelmedi, onun da hikayesi 2. günde. Arkası yarın yani.


Comments

Popular posts from this blog

Hüsran ve Minik Kuş

İlmek İlmek Koza