Uyandırma Servisi

 4.Gün – UYANDIRMA SERVİSİ

Her kahramanı maceraya çağıran bir ses vardır. Bu ses yeter artık, burama geldi gibi bir isyan, ne istediğimi bilmiyorum ama bunu istemediğim kesin gibi bir doygunluk, ölü gibiyim sanki nabzım yok benim ya gibi bir üzüntü ya da içim kıpır kıpır bir şeyler yapasım var gibi bir heyecan olabilir. Bunlar içsel çağrılardır. Bir de dışsal çağrılar olur. Biri gelir bütün düzeninizi bozar, hiç olmadık koşullarda ve hiç olmadık bir zamanda sizi kendine aşık eder ya da öyle bir sinirinizi bozar ki düşüncelerinizin ortasına yerleşir, kafanıza takılır, onu takip etmekten gıcık olmaktan, peşinden gitmekten kendinizi alıkoyamaz olursunuz. Belki kendinizi “ben nasıl böyle bir şey yaptım”, “hiç ben gibi değilim” dediğiniz bir şeyi yaparken bulursunuz. Her ne ise o işte sizi tatlı uykunuzdan uyandırmaya geldi.

Alarmı bir kere duydunuz, yaşadığınız şeyin neyin nesi olduğunu anlamlandırmaya çalışırken kendinizi de anlamaya mecbursunuz. Sırayla gidelim. Önce içsel ses gelsin. Ne demiştik, isyan üzüntü doygunluk heyecan geldi. Hemen üzerine bir arayış başlar. Okumalar kurslar Instagram uzman takipleri yogalar sporlar beslenmeler yani yeni öğrenmeler. Aha diyene kadar değişik öğrenmelere devam. Aha dediğiniz yerde size ne olduğunu ya da nereye gitmekte olduğunuzu buldunuz, tebrikler. Bu yavaş ve uzun bir yol.

Gelelim dışsal seslere. Burası biraz daha dalgalanmalı, savrulmalı, kendinden geçmeli: )  Diyelim ki girişteki gibi olmadık bir aşk kapıyı çaldı. Bu âşık olduğunuz kişiyle bugüne dek hiç deneyimlemediğiniz bir şeyi yaşama fırsatı bulmuş olabilirsiniz. O halde yıllardır bunu neden deneyimlemediğinizi anlamak durumundasınız. Bu aşk belki de yıllardır herkesle uyguladığınız bir örüntüye işaret ediyor o zaman ne olup da aynı yerde dönüp durduğunuzu bulmak zorundasınız. Biri çok mu sinirinizi bozuyor, ne oluyor da sizi bu kadar kolay gıdıklayabiliyor, bu kişi sizi nasıl davranmaya davet ediyor daveti kabul edip bu keşfe çıkmak boynunuzun borcu. Ansızın hiç olmadığınız biri gibi mi davrandınız, bakacaksınız, neyin peşindesiniz. Düşecek kalkacak, yıkılıp toparlanacaksınız ve cevapları pırıl pırıl karşınızda göreceksiniz.

Sonra üzülmeler ve affetmeler geliyor. İlk “bana kimler neler etmiş”ler gelecek. Anneler babalar eski eşler sevgililer kardeşler. Onlar öyle yapmasaydı ben böyle olmayacaktımlar olacak. Olana bitene üzülmek ya da onlara kızmak çok sürmeyecek onların gerekçelerini anlayacak ve bir kenara koyacaksınız. Hemen ardından en cafcaflı kısım başlayacak. Ben kendime neler etmişim, neler yapabilirmişim de yapmamışım, neler olabilirmişim de olmamışım… Bir kısmı için geçmişler olacak. Bunun içeride yarattığı ince sızı geçene kadar üzülünecek. Üzülürken bu kadarını yapabilişiniz, tarafınızdan kabul görecek. Geçmiş tastamam anlaşılacak, kutulanıp yerine konacak. İçiniz gelecek için yeniden kıpır kıpır sıcacık olacak.

Sahi gelecek demişken, siz kendini gerçekleştirme korkusu diye bir şey duydunuz mu hiç? Yarın duyacaksınız.


Comments

Popular posts from this blog

Hüsran ve Minik Kuş

İlmek İlmek Koza